• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ilkeliyazilar

Hoş geldiniz!

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Ufuk KARADAVUT
Sıfır Emisyon Mümkün mü?
14/12/2021
   İklim değişikliği günümüzün en güncel konuları arasında yer almaktadır. Bunun temel sebebi ise hemen kesimi derinden etkilemesidir. İklim değişikliğinin her zamankinden daha ölümcül sıcaklık artışlarına, denizlerin yükselerek özellikle kıyı kesimlerindeki yerleşim yerlerini su altında bırakmasına, iklim değişiminin beraberinde getirdiği gıda temindeki zorluklar ve hastalıklarda gözlenen artışlar bizleri konu hakkında çok daha ciddi düşünmeye sevk etmiştir. Ülkemizde henüz yok ama bazı gelişmiş ülkelerde firmalar geleceğe yönelik olarak bazı kararlar lamaya strateji geliştirmeye başladılar. Bunlardan esinlenen bazı belediyelerde benzer eylemler yapmaya hazırlanıyorlar. Kendilerine göre de buna isim koymuşlar: Net Sıfır. Net sıfır demek sıfır emisyon hacmine ulaşmak demek. Firmalar ve belediyeler kendilerine göre bir tarih belirleyerek belirlenen yıla kadar emisyonu sürekli azaltarak sıfırlamayı düşünüyorlar. Bunda başarılı olurlar mı şimdiden bilmek oldukça zor. Hatta günümüzün acımasız ekonomik koşullarında gerçekleştirilebilir mi onu da bilmiyoruz. Ancak böylesine bir adım atılması gelecek açısından umut vericidir. Hedef olarak aldıkları yıl da genel olarak 2050 olarak belirlenmiş.
   2050 yılı çok uzak gibi gözükse de aslında çok yakın bir tarih. Ancak yapılması gerekenlerin de oldukça çok ve masraflı olduklarını düşünürsek çok geç kalınmış sayılmaz. Bu yıla kadar sürekli bir emisyon azaltımı söz konusu olacağından umutlanmak yersiz değil. Sıfır emisyon derken saldıkları emisyonu aynı zamanda emerek toplamayı planlıyorlar. Böylece "karbon nötr"lüğü sağlanacak ve çevre kendini daha hızlı toparlayacaktır. Doğaya salınan karbondioksitin toplanması için bazı yöntemler kullanılmaktadır. Şimdilik çok pahalı olsalar bile ileride yaşanacak olumsuzluklar ile kıyaslandığında çok ucuz bile kalacaktır. Pahalı da olsa gelecek için şimdi yapılacak olan çalışmalara değer vermek oldukça zor olacaktır. Gelecek eğer gelirse gelecek olur, gelmezse gelecekten bahsetmek hayalcilik olur. İçinde bulunduğumuz koşullar dikkat alındığında eğer gerekli ve yeterli tedbirler alınmazsa geleceğin kolay kolay gelmeyeceği görülmektedir.
   Elbette net sıfır emisyonu ilk duyulduğunda heyecanlandırıcı ve umutlandırıcı duruyor. Ancak bunun ne ölçüde başarılacağı konusunda endişeler bulunmaktadır. Özellikle bilim insanları kısa vadede bunun mümkün olamayacağını, ancak orta ve uzun vadede gerçekleştirilebilecek bir söz olarak değerlendiriyorlar. Çünkü günümüzde artmaya devam eden emisyon oranının bugünkü seviyeye gelmesi yıllarca süren bir faaliyetler bütünün bir sonucudur. Elbette bunların azaltılması da yıllarca sürecek çalışmalar ile yapılabilecektir. Özellikle de emisyonun tutularak atmosferden çekilmesi işlemi ise çok daha zor ve karmaşık işlemlerin sonucu olacaktır. Maliyetinin de çok yüksek olacağını düşündüğümüzde bütün işletmelerin buna uymayacaklarını söylemek doğru olacaktır.
   Bu konuda ilk itiraz Oxford Üniversitesi'ndeki Oxford Net Zero'nun direktörü Myles Allen'den geliyor. Allen bugünün sıfır emisyon ve karbon nötrlük planlarından "Hiçbirinin amaca uygun olmadığını" belirterek bizlerinde üzerinde durduğu gerçek dışılığı açıklamış oluyor. Açıklamasında devam eden fosil yakıt kullanımını "çok uzun süre ağaç dikerek telafi edemezsiniz. Hiç kimse net sıfır planlarında bunu kabul etmedi, hatta gerçekten iddialı ülkeler bile" kabul etmezken plan nasıl gerçekleşecektir. Dünyadaki asıl emisyonun artırıcıları ABD, Çin, AB, Hindistan ve Rusya gibi ülkelerdir. Asıl kirleticiler sıfır emisyon kararına karşı gelmektedirler. Asıl kirleticiler karşı çıkıyorsa yapacak çok bir şeyin kalmadığını söyleyebiliriz.
Örneğin Kasım ayında Glasgow'da düzenlenen COP26 iklim zirvesinde, Hindistan'ın ilk kez net sıfır emisyon için çalışmaya ve Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği gibi ülkelere katılma taahhüdünde bulunduğu görüldü. Ancak bunu 2035 yılından sonrası için yapabileceklerini söylediler. Bir diğer deyişle "12 yıl daha bu hızla kirletmeye devam edeceğiz, ondan sonra ise temizlemeye yardımcı olacağız" demektedirler. Bunun elle tutulur somut ve gerçekçi bir tarafı yoktur. Asıl kirleticiler sorunun kaynağını kendilerinde değil de başkalarında görmeye devam ettikleri sürece çözüme ulaşmak mümkün olmayacaktır. Maliyet faktörü devreye girmekte ve ülkelerin gözünü korkutmaktadır. Hatta öylesine korkmaktadırlar ki sahip olunan korku gelecek korkusunun önüne geçmektedir. Örneğin Net Zero Tracker'a (NZT) göre, küresel GSYİH'nın yüzde 90'ı artık bir tür net sıfır planı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyebilmektedir.
   Elbette bunlar, ülkelerin veya şirketlerin ürettikleri emisyonları telafi etmek için ağaç dikme veya doğrudan CO2 yakalama gibi önlemler aldığı durumlardır. NZT, ülke hedeflerinin yüzde 91'inin ve halka açık şirket hedeflerinin yüzde 48'inin net sıfır planlarında denkleştirme özelliğinin olup olmadığını bile belirtmediğini tespit etti. Ayrıca cevaplanması gereken bir sorununda olduğunu görüyoruz.
- Hangi emisyonlar? -
   Dahası, kurumsal net sıfır hedeflerinin üçte birinden daha azının (% 32) "kapsam 3 emisyonları" olarak bilinenleri kapsadığını bilinmektedir. Kapsam 3 emisyonları normalde bir şirketin ürününden kaynaklanan karbon kirliliğinin büyük çoğunluğunu oluşturan kısmını kapsamaktadır. Bunun üstesinden gelmek işletmeler için oldukça zor olacaktır. Ancak gelecek için de bunların yapılması gerekiyor. Kirletmeyi azaltmak bile gelecek için yapılacak önemli bir adım olacaktır. Kapsam 3 emisyonları maalesef değerlendirme dışı tutulmaktadır. Evet yanlış okumadınız. Yapılan çok sayıda uluslararası toplantıda bunlar değerlendirme dışında tutulmuştur. İşte tam bu nokta yapılacak işlerin tutarsızlığını ve gerçek dışılığını ortaya koymaya yetiyor.
   Şirketlerin net-sıfır planlarını, bilimin felaketle sonuçlanan ısınmayı önlemek için gerekli olduğunu söylediği şeylerle uyumlu hale getirmelerine yardımcı olan Science Based Targets girişiminin kurucu ortağı Alberto Carrillo Pineda, çoğu karbonsuzlaştırma sözünün kapsam 3 emisyonlarını dahil etmeden "mantıklı olmadığını" söyledi. Mantıklı olmasını beklemek zaten mantıklı olmayacaktı. Pineda aynı zamanda "İklim açısından önemli olan bir bakış açısıyla, şirketler sadece operasyonları yoluyla değil, aynı zamanda alıp sattıkları şeyler yoluyla da emisyonları yönlendiriyor" diyerek aslında bunun çok boyutlu olduğunu vurgulamıştır. Özellikle kaynak kirletici ülkelerde bu işlerin daha karmaşık ve iç içe girmiş yapılara sahip olması işin daha da çözümsüz olmasına sebep olmaktadır. Bu çözümsüzlük ve iç içelik "Ve bu onların iş modelini oluşturuyor. Bir şirket ürünleri olmadan var olamaz ve bu nedenle ürün ihtiyaçları, emisyon açısından düşünülür."
Birleşmiş Milletlerin iklim değişikliğini inceleyen bir kuruluşu olan UNFCCC, COP26 sırasında en son ulusal emisyon azaltma planlarını analiz ederek bazı açıklamalarda bulunmuştur. Buna göre "Paris Anlaşması'nın ısınma sınırını 1.5C'ye ulaşmak için yaklaşık yarı yarıya düşürmeleri gereken 2030 yılına kadar emisyonların yüzde 13,7 arttığını" göstermiştir. Ayrıca ayrıntılı net sıfır planları yayınlayan 74 ülkeden UNFCCC, emisyonlarının 2050 yılına kadar yüzde 70-79 oranında düşeceğini belirtirken, bunun oldukça yüksek bir miktar olduğunu ancak sıfır emisyonun hayal olduğunu belirtmiştir. Küresel anlamda bir bilinçlenme ve iş birliği yapılamadığı sürece sıfır emisyon ve karbon toplama işleminin bir işe yaramayacağı açıktır. Küresel Sorumluluk için Bilim Adamları (SGR) genel müdürü Stuart Parkinson, hükümetlerin atmosferin ihtiyaç duyduğu acil eylemi geciktirmenin bir yolu olarak net sıfır taahhütlerini kullanmaya başladığını ancak bunun gereksiz ve yetersiz bir gayret olduğunu belirtmiştir. Daha da ileri giderek "Bizim bakış açımıza göre, bu tamamen sorumsuzluk" açıklaması yapmıştır.
   "Davranışı hemen ve şimdi değiştirebileceğimizi ve emisyonları azaltabileceğimizi bildiğimizde, sorunu uzun uzadıya tekmelemek ve teknolojideki spekülatif çabalara güvenmek anlamsız ve akılsızlıktır demektedir. Şimdiden yapılması gereken işlemleri 10 yıl sonra yapmanın gerçekçi bir anlamı olmayacağı gibi iklimin geriye dönüşü olmayan bir noktaya varmış olması daha sonra yapılacak çalışmaların anlamsızlaşmasına sebep olabilecektir. Şirketler veya belediyelerin bu konuda daha ciddi ve kalıcı ama şimdiden harekete geçmeleri gerekir. Bunları yaparken şirketler ve kamu kurumları devletin bütün desteğini hissetmeleri gerekir. Çünkü firmalar tek başlarına bunu yapmaları ve istenilen seviyede sonuç almaları söz konusu olmayacaktır.
   Pek çok ülke emisyonun sıfırlanması ve karbon toplama ile oluşacak net sıfır politikasının gerçekleşmesi için yeniden ağaçlandırma çalışması yapmayı planlamaktadır. Bunun kesinlikle faydası olacaktır. Ancak ağaç dikmeden önce ağaç ve orman tahribatının en aza indirilmesine çalışılması daha gerçekçi olacaktır. Ağaç dikip bakımını yağmadıktan sonra bunların geleceği olmamaktadır. Ülkemizde çoğu reklam amacıyla yapılan ormanların bakımı yapılamadığından birkaç yıl içinde bozulmaktadır. Ağaç dikimi planını bazı uzmanlar eleştirmekte ve bunun temelde iki büyük sorunu beraberinde getireceğini belirtmektedirler. Birincisi basit bilimdir: Dünya'nın bitkileri ve toprağı zaten muazzam miktarda insan yapımı CO2 emer ve tropik ormanlar gibi karbon yutaklarının doyma noktasına ulaştığına dair işaretlerin olduğunu ve artık bu yutakların çalışamayabileceğini bununda ciddi bir sorun oluşturacağını belirtmiştir. Biraz daha ileri giderek toplanacak olan karbonun "Biyosferin kendisini ısıtarak bir lavabodan bir kaynağa dönüşmesi" tehlikesinden bahsetmiştir. Buna bağlı olarak biyosferin karbon içeriğini sabit tutmak için bulabileceğimiz tüm doğa temelli çözümlere ihtiyaç duyabileceğimiz zaman, fosil karbonu depolamak için biyosfere güvenmek gerçekten yetersiz bir gayret olmanın ötesine gitmeyecektir. Action Aid International'ın kıdemli politika direktörü Teresa Anderson ise kara bazlı karbon tutumuna güvenmenin hiçbir anlamının olmayacağını açıklamıştır. İkincisi ise çalışmanın insan hakları ve adalet açısından da sorunlu olmasıdır. Çünkü ağaç dikmek ve ormanlaştırmak için yer arandığında arazi ve biyoenerji rekabeti söz konusu olduğunda, bu soruna en az neden olan düşük gelirli toplulukları etkileyecektir.
   Bu yıl BM'nin Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 1850'den beri insanların yaklaşık 2400 milyar ton CO2 eşdeğeri saldığını tespit etmiştir. Bu, 1.5 oC'nin aşılmasına sadece 460 milyar ton kalıyor anlamına gelmektedir. Diğer bir deyişle eğer bu şekilde emisyon salımına devam edersek 11 yıl sonra artık geriye dönüşü olmayan noktaya ulaşılmış olacak ve bundan sonra ne yağarsanız yağın telafisi asla olmayacaktır. Asıl kirleticiler kirlenmenin engellenmesi veya yavaşlatılması konusunda ciddi bir karara varamamışken, gelişmekte veye gelişmesini belli bir seviyeye getirememiş olan ülkelerin ise karbon salınım miktarlarını belirgin şekilde artırmaya başladıkları görülmektedir. Küresel anlamda bakıldığında kirletmenin sorumluluğu büyük oranda kirletenlerde olsa da hepimiz bunda doğrudan etkileneceğimizde daha dikkatli davranmamız gerekecektir.

 



83 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi - 01/07/2021
Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi
Salgın Hastalıkların Kısa Tarihi - 15/06/2021
Salgın Hastalıkların Kısa Tarihi
Kitlesel Yokoluşlar Üzerine - 02/06/2020
Kitlesel Yokoluşlar Üzerine
Yoksulluk Algısı Araştırması-3 - 09/01/2020
Yoksulluk Algısı Araştırması-3
Tarım Kredi Raporu - 16/12/2019
Tarım Kredi Raporu
Kaçak Zeytinyağı Yerli Zeytinyağı Savaşı - 26/11/2019
Kaçak Zeytinyağı Yerli Zeytinyağı Savaşı
Tarımsal Alandaki İddialara Dair... - 26/11/2019
Tarımsal Alandaki İddialara Dair...
Biyogüvenlik yasası ve GDO’lu Ürünler - 17/10/2019
Biyogüvenlik yasası ve GDO’lu Ürünler
BİYOGÜVENLİK KANUNU - 26/08/2019
BİYOGÜVENLİK KANUNU
 Devamı
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar17.923117.9949
Euro18.513318.5875
Hava Durumu
Saat