• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ilkeliyazilar

Hoş geldiniz!

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Mahiye Morgül
mahiye*@gmail.com
İlköğretim Okulunda Oda Korosu
13/01/2017

Çocuklarla oda korosu olur mu? Olur. 

Oda korosu 8-24 elemanla oluşur. Koro deneyimi olan çocuklarla çalışmak gerekir.       Birkaç yıldan beri okul koromda yer almış önemli deneyime sahip çocuklarım var. Bu yıl okul korosuna katılan öğrenci sayısı bir hayli fazla. Eski elemanlar onların yanında azınlıkta kalıyor ve bu durum onlara adeta sıkıntı veriyordu. Eski elemanları motive etmem gerekiyordu.   4,5,6 ve 7. sınıflardan toplam 16 eski koro öğrencimle oda korosu oluşturmaya karar verdik. Önceki yıllardan bildikleri şarkıları söylüyor, kendi kendilerini yönetiyorlar. Her şarkıda bir başka arkadaşları şef oluyor. Hatta, bazı şarkıları tam oda korosu gibi şefsiz söylüyorlar. 
      Onlara güvenmemin nedenleri var. Elbette ki öncelikle sınıf içi deneyimlerimiz. Örneğin: 
      1. Müzikal beceriler kazandırmak için sınıflarda koro yöntemiyle ders yapmaktayım. Tüm sınıfla iki sesli, üç sesli çalıştıktan sonra, hatasız söyleyenler sınıfın karşısında gönüllü oda korosu oluşturur. 

     2.Kolaylaştırıcı tekniklerle çoksesliliği temel eğitim olarak vermekteyim. Ezgi kalıplarını dem tutma, kanon ve gamelan yapılarında iki, üç ve dört sesli şarkı söyleyebilmektedirler. 
      3.Beden çalgılarını ve pek çok ritim çalgısını kullanarak, yine demli ve kanon yapılarında çoksesli ritim orkestrası kurabilmektedirler. Tekerlemelerden, grup yaratıcılığıyla çok sesli müzik yapmayı başarmaktadırlar.

      4. Şarkı söylerken müzik cümlelerini ritmik devinimlere (dansa) dönüştürebilmektedirler. Bu konuda oldukça yüksek düzeyde özgüvene sahiptirler. 21 kişilik koroyla bu ders yılı başında Gazi Üniversitesinde düzenlenen Koro Yönetimi ve Eğitimi Seminerinde bir açıklamalı uygulama konseri verdik. (3Kasım 2001) Orada, adı konmamış bir oda korosuyduk ve dört ses üzerine soloyu yerleştirdiğimiz bir şarkıda beş sesli söyleme örneği bile vermiştik. 

      5.Her dersin başında yaptırdığım ısınma çalışmalarını kendi önerileriyle geliştirmekte ve kendileri yönetmektedirler.

      6.Koroda, sınıfta ve bahçedeki törenlerde gönüllü şef olma deneyimleri var.

      7.Şarkıların danslarını yaratırken çocukların önerilerini alır, dener, sonra en güzel olanına yine birlikte karar veririz, vb.

      Müzik Nasıl Öğretilir adlı kitabımı (Yurtrenkleri Yayınları, Ankara 2001) bu okuldaki uygulamalarımla yazdığım bilinirse, aynı öğrencilerimle bunu da başaracağımızı anlamak kolaylaşır.

      Oda müziği pedagojisi gereklerine uymak önemlidir. Oda korosu çalışırken dramadaki gibi yarım daire oluşturulur. Birbirinin sesini duymak, diğer sesleri bastırmadan söylemek, tüm seslerin ortada buluşmasını sağlamak ve grubun ortak tınısını yakalamak için bu duruşa gerek vardır. Tıpkı oda orkestraları gibi, bakışarak iletişim kurmak, dikkati grubun diğer üyelerine yöneltmek önemlidir. Bakışarak aynı anda başlamak, ya da gizli şefin mimiklerini anında yakalayabilmek ister. Sınıflarda dramayı bir yöntem olarak kullandığım için öğrencilerim bunlara da hazırdır. 
      Bütün bunların yanında bir gözlemim var. Eski koro öğrencilerimden bazıları bahçede bir araya gelip koro şarkılarını çoksesli söylüyorlar. Tekerleme öğretir gibi, yeni arkadaşlarına da öğretip aralarına alıyorlar. Bu çok olağanüstü bir şey ve heyecan verici. 

      Bu çocuklar, dördüncü sınıftayken koroya giren ve şimdi altıncı sınıfta olan kız öğrencilerimdi. Hatta birinde, benim öğretmediğim bir şarkıyı iki sesli deniyorlardı; "Serin Esen Rüzgar". Bu şarkıyı koro şenliklerinde birçok korodan dinlemişler ve seneye biz de söyleyelim diye istekte bulunmuşlardı. Bu şarkıyı çok söyleyen koro var, biz daha değişik, duyulmamış şarkıları dans ederek söylüyoruz diye reddetmiştim. Koro şenliklerinden okula dönerken otobüsün içinde iki sesli söylemeye başlamışlardı. 
      Bir noktayı vurgulamalıyım; en büyük motivasyon Ankara'da üst üste yapılan çoksesli koro şenlikleridir. Hem dinleyici olarak, hem de sahnede koro müziği yapanlar olarak koro müziğinin heyecanını, alkışları ve aldıkları ödülleri haklı olarak devam ettirmek istiyorlar.    Koromun bazı öğrencileri Türkiye Polifonik Korolar Derneğinde de koro müziği yapıyor, onlarla Ankara dışına konser vermeye gidiyor, başka okullardan çocuklarla birarada çoksesli şarkı söylüyorlar. Her yıl o koroya gitmeyi isteyen çocuk sayısı artıyor. Dernek merkezinin yakınımızda (Ankara, Batıkent, İlkyerleşim Mahallesi, Erdem Çarşısı) oluşu, kendi başlarına oradaki provalara gidip gelebilmeleri bir şanstı. Bu sayede mahallemizde ailece koro müziği yapılan aileler oluşmaya başladı. Annesi babası yetişkinler korosunda, ablası ağabeyi geçlik korosunda, kendisi çocuk korosunda olanlar var. 
      Tüm bunlar, aynı zamanda koro müziği yapmayı seven başta dernek başkanı Mustafa Apaydın olmak üzere özverili birkaç insanın, bir mahallenin sosyal rengini beş yılda nasıl değiştirebildiğinin de göstergesidir.

      Böyle bir koro ile büyük salonlar yerine küçük salonlarda konser vermek gerektiğini biliyorum. Ancak, bu yıl akustiği yeniden düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Konser salonu bize sorun olmayacaktır. 
      Ayrıca oda korosu ile davet alacağımız küçük salonlarda konser verme şansımız da olabilecek. Geçen yıl kuruluşunun yedinci yılını kutlayan, Pınar Alpay'ın yetiştirdiği Akyurt Çocuk Korosunun Operet Sahnesindeki konserine davet edilmemizi ve orada verdiğimiz dayanışma konserini hala sıcak bir anı olarak anlatıyorlar. İleride torunlarına anlatacakları çok güzel anıları oluşuyor. Kendileriyle gurur duyuyorlar. Biz de kuruluşumuzu kutlayalım, onları davet edelim diyorlar. Bu ne büyük bir motivasyondur... 
      Böyle bir oda korosu sanırım ülkemizde bir ilki gerçekleştirecektir. Deneysel çalışmak, örnek oluşturmak benim için de heyecan verici. Bu heyecanım öğrencilerime yansıyor, onlarla birlikte üretmenin, birlikte sanat yapmanın ve sanatsal ortamları birlikte paylaşmanın uygar sevinçlerini yaşıyoruz. Oda koromuzu şenliklerde izlemeye hazır olalım.   Öğretmen arkadaşlarımın benzer deneyimlerini dergimizden okumak, paylaşmak isterim. Dergimizin bir görevi de bu değil mi? 

 

Çoluk Çocuk Dergisinde Çıkan Makalelerden Seçmeler (Şubat 2002). http://www.mahiye.net/makaleler/coluk_cocuk.html



647 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Atatürk 29 Ekim 535 (MÖ) - 23/05/2019
Atatürk 29 Ekim 535 (MÖ)
ALGILARIMIZLA OYNADILAR - 06/11/2017
ALGILARIMIZLA OYNADILAR
“Bu millidir, bunda bereket var” dediniz ama... - 18/09/2017
“Bu millidir, bunda bereket var” dediniz ama...
Eğitimde Yaratıcı Dramaya Merhaba - 09/05/2017
Eğitimde Yaratıcı Dramaya Merhaba
Eğitimde Drama: Kırmızı Başlıklı Kız - 21/11/2016
Eğitimde Drama: Kırmızı Başlıklı Kız
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.38257.4121
Euro8.95728.9931
Hava Durumu
Saat