• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

ilkeliyazilar

Hoş geldiniz!

Üyelik Girişi
Site Haritası
Takvim
Kübra Soğancı
kubra.soganci.92@gmail.com
Biyoteknolojinin Getirdikleri
21/09/2016

Dünyada hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılama adına yeterli ürün alabilmek için başta seleksiyon olmak üzere bir takım ıslah programlarının uygulanması gerekmektedir. Islah programlarından istenilen sonuçların alınması için kullanılan materyalin yeterli sayıda olması ve belli bir düzeyde genetik çeşitlilik göstermesi gerekmektedir. Popülasyonların zengin bir genetik çeşitlilik göstermesi artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamada, hayvanların çevreye adaptasyonu ve hastalıklar gibi bir takım problemlerin çözümüne cevap olacak imkanı sağlayacaktır. Genetik çeşitliliğin korunması ve aynı zamanda artması ile ilgili teknolojik çalışmaların geliştirilmesi hem tarımsal hem de hayvansal üretimin sürdürülebilirliği bakımından önem arz etmektedir ( Kaçamaklı ve Akşit, 2011).

Klasik ıslahta istenilen tüm özelliklerin tek bir genotipte toplanabilmesi için oldukça uzun bir zamana ihtiyaç vardır. Ayrıca fazlasıyla iş gücüne gereksinim duyulmakta, masraflı bir sürecide beraberinde getirmektedir. Aralarında melezleme yapılan türlerin sayısının az olması, klasik ıslah yöntemlerinin en büyük kısıtlayıcı faktörlerinden birisidir. Biyoteknoloji ise, var olan genetik kaynakları sınırsızca kullanabilme olasılığı sağlamaktadır (Haspolat, 2012).

Biyoteknolojinin, ilk olarak M.Ö. 4000 yıllarında Mısırlıların ekmek yapımında ekmek mayasını keşfetmesi ve kullanması, Sümerlerin ve Babillerin M.Ö. 6000 yıllarında bira yapımı sırasında fermantasyon tekniğini keşfetmeleri ve kullanmaya başlamaları ile ortaya çıktığı kabul edilmektedir( Ekinci ve ark., 2005).

Biyoteknoloji kelimesi her ne kadar ilk kez 1914 yıllarında Karl Erkey tarafından kullanılmış olsa da biyoteknolojinin temelinin 150 yıl öncesine kadar dayandığı bilinmektedir. Gregor Johann Mendel’in bezelyeler üzerine yapmış olduğu çalışma, uzun yıllar dikkat çekmese de 1953 yılında James Watson ve Francis Crick’in DNA (Deoksiribo nükleik asit)’nın çift sarmal yapısını keşfetmesiyle birlikte yaşamın sırrının bulunduğunu ileri sürmüşlerdir( Tuğ ve ark.,2002; Klug ve ark.,2011).

Biyoteknolojinin cazip hale gelmesiyle birlikte araştırmacılarda bu keşiflerin ışığında DNA dizisinin çözümlenmesine ve DNA dizisini kodlayan proteinlerin belirlenmesine yoğunlaşmışlardır. Uzun yıllar DNA dizisini kodlayan yapının proteinler olduğunu düşünüp o yönde çalışma eğilimi göstermişlerdir. Fakat DNA dizisini büyük oranda kodlayan yapının RNA (Rübo nükleik asit) olduğu gerçeği ile karşılaşmışlardır. Çalışmalarla zaman kaybı yaşamış olsalar bile bir süre sonra DNA yapısından ziyade RNA yapısını belirlemeye yönelik çalışmalar hızla artmıştır. RNA dizilerinin protein kodlayıcı olduğu gerçeği ile birlikte araştırmacılar bu aşamadan sonra hastalıkların teşhisi ve tedavisi için çalışmalarını sürdürmüşlerdir( Saydam ve ark.,2011).

Tüm bu çalışmalar sonucunda araştırmacıların bilimin son noktası dediği durum ise İnsan Genom Projesi’dir (Human Genome Project). Mendel    ‘den günümüze art arda insan genomuyla ilgili keşifler beraberinde bu projeyi oluşturmuştur. 1990 yılında ABD’nin önderliğinde bir komisyon oluşturulmuş ve İnsan Genom Diziliminin ortaya çıkarılmasını hedefleyen bu proje uzun uğraşlar sonucunda 2003 yılında tamamlanmıştır. Bu proje öncelikle genom diziliminin bilinmesi sonucunda hastalıkların teşhisini hedeflemektedir ve devamında genetik yapının çözümlenmesi, genetik hastalıkların bilinmesi ve birçok hastalığında tedavisini amaçlamaktadır (Tonta,2015).

Günümüzde isteyen her genetik bilimcinin ve bilime katkısı olacak tüm araştırmacıların oluşturulan bu veri tabanı sayesinde bilime ışık tutan çalışmaları bulunmaktadır. Bugün bile hastalıklara yol açan genlerin belirlenmesi ve hastalıkların teşhisi hem genetik bilimine hem de insanlığın gelişimine büyük oranda katkıda bulunmaktadır.

KAYNAKLAR

Kaçamaklı, Z.; Akşit, M.Mikrosatellit Belirteçlerin Kanatlılarda Kullanım Olanakları,7. Ulusal Zootekni Öğrenci Kongresi,Aydın,2011.

Ekinci, M.S.; Akyol, İ.; Karaman, M.; Özköse, E. Hayvansal Biyoteknoloji Uygulamalarında Güncel Gelişmeler,KSÜ Fen ve Mühendislik Dergisi, 2005, 8(2):89-95.

Haspolat, I. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Biyogüvenlik, Ankara Üniv Vet. Fak. Derg.,2012, 59: 75-80.

Klug, W. S.; Cummings, M.R.;Spencer, C.A. Genetik Kavramlar (8. Baskı), (Çev: Cihan, Ö.),Palme Yayıncılık,Ankara,2011.

Saydam, F.; Değirmenci, İ.; Güneş, H.V. MikroRNA'lar ve Kanser,Dicle Tıp Dergisi,2011,

Tonta, Y. Açık Bilim ve Açık Erişim,Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü, Ankara, 2015.

Tuğ, A.; Hancı, H.; Balseven, A. İnsan genom projesi: Umut mu, Kabus mu,Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi, 2002, 11(2):56-57.



1012 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Hava Durumu
Saat